Dünya Helal Forumu tarafından yapılan en son araştırmaya göre küresel helal gıda piyasasının değeri 2009’da 632 milyar dolara ulaştı. Müslüman olmayan tüketicilerin eklenmesi durumunda bu rakamın daha da yükselmesi bekleniyor
Helal endüstrisi uzmanları, tüm helal gıdalar ve gıda harici ürün ve hizmetlerden oluşan küresel helal piyasasının hacminin yıllık 1.2 trilyon dolar ile 2 trilyon dolar arasında değiştiğini ifade ediyor.
Dünyada helal ürünlere olan talep sadece müslüman tüketicilerden gelmiyor. Farklı ırk ve dini inanca sahip gayri müslimlerin de helal logosu taşıyan ürünleri tercih ettiği gözönünde bulundurulduğunda helal endüstrisinin çok geniş bir potansiyele sahip olduğu vurgulanıyor.
Kaynaklara göre dünyadaki helal ticaretin yüzde 80’i müslüman olmayan ülkeler tarafından gerçekleştiriliyor. Bu ülkeler helal damgasını kendi ekonomik menfaatleri için kullanarak dünyadaki en büyük helal ürün ihracatçısı haline geldi.
Batıda en büyük helal tedarikçileri arasında ABD, Kanada, Brezilya, Yeni Zelanda ve Avustralya, doğuda ise Tayland, Malezya, Filipinler, Endonezya, Singapur ve Hindistan sayılıyor.
Helal piyasasının bu derece büyümesinin ardında helal ürünlerin kalite garantisi sunması ve helal damgasının kaliteli ürün ile eşdeğer sayılması görülüyor.
Avrupa’daki helal gıda piyasasının değeri 17 milyar doları Fransa’ya ait olmak üzere 66 milyar doları buluyor. Sadece İngiltere’deki helal et satışı yıllık 600 milyon dolar.
Bunun yanısıra ABD’deki müslümanların yıllık helal gıda tüketimi 13 milyar dolar civarında. Körfez ülkeleri ise yılda 44 milyar dolarlık helal gıda ithal ediyor. Hindistan’daki helal gıda ticareti 21 milyar doları aşarken dünyanın en büyük müslüman ülkesi Endonezya’nın yıllık helal gıda harcaması da 70 milyar doları geçiyor.
Bir market dergisinin bin kişi üzerinde yaptığı araştırmada insanların yüzde 35′inin satın alınan ürünün helalliğini öğrenmek için etiketlere baktığı ortaya çıktı. Uzmanlar da bu noktada etiketlere iyi bakılmasını ve firmalara merak edilen şeylerin sorulmasını öneriyor.
Bizim Market Dergisi ve Çözüm Araştırma tarafından çeşitli illerde bin kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre insanların yüzde 35′i satın aldığı bir ürünün helal gıda olup olmadığını öğrenmek için ürün üzerindeki bilgileri okuyor. Yüzde 28′lik bir oran ise bu konuyu öğrenmek için herhangi bir şey yapmıyor. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Beşer, helal gıda arayışının bir Müslüman’ın günlük hayatının en önemli çabalarından biri olması gerektiğini söylüyor. Beşer’e göre haram bir lokma, sevapları kırk gün boyunca etkiliyor. Ayrıca helal ve temiz gıda, ilmi artırıyor.
Alınan et ürünlerinin besmeleyle kesilmiş olması gerekir. Ama bu yetmez. Özellikle sucuk, salam, sosis gibi ürünler işlenirken içine kaynağı ve içeriği bilinmeyen katkı maddeleri katılıp katılmadığını da öğrenmek gerekir. Ayrıca diğer gıda maddelerine katılan katkı maddeleri de helal olmalıdır. Uzmanlar aldığınız pasta ürünlerinin içeriğinde “Alkol kaynaklı katkılar var mı?” sorusunun da sorulmasını öneriyor.
Helal gıda konusu hem kişinin kendisini hem de bakmakla mükellef olduğu aile fertleri için en fazla dikkat etmesi gereken hassasiyetlerden biri. İnsanın ilk imtihanının helal gıda ile olduğunu söyleyen Faruk Beşer, bir Müslüman’ın yeme içme konusunda çok dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Haram gıdanın kişiyi cennetten bile indirebildiğini ifade eden Beşer, “Hz. Adem babamızla Hz. Havva annemizin ilk imtihanları yeme konusuydu ve onlar ne yazık ki, ya da bir hikmet gereği, bu imtihanı kaybetti. Yeme içme mevzusu önemli bir imtihandır ve yiyip içtiklerimiz her yönüyle kişiyi etkiler. Bir haram lokmanın ibadetlerin sevabını kırk gün etkilediğini Efendimiz’den (sas) öğreniyoruz. Haram gıdalar, düşünceler üzerinde de etkilidir.” diyor.
Helal gıda yemek için verilen çabaların nafile ibadetlerden çok daha sevap olduğunu belirten Beşer, helal ve haramın neler olduğunu bilmek, öğrenmek gerektiğini söylüyor. Satın alınan herhangi bir ürünün araştırılması gerektiğini vurgulayan Beşer şöyle konuşuyor: Sorumluluk sadece satana ait değildir, alıcı da satın aldığı ürünün dinen uygun olup olmadığını araştırmalı, sorgulamalıdır. Peygamberimiz bir hadis-i şerifinde “Haramlar bellidir, helaller de bellidir. İkisinin arasında şüpheli şeyler vardır. Onlardan kaçınabilenler, dinlerini ve haysiyetlerini korumuş olurlar.” buyuruyor.
İhracata yönelik olarak helal gıda sertifikası veren Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Gıda Baş Denetçisi Gıda Mühendisi Merve Bostan ise, “Yiyecek ve içecekler daima sorgulanmalı. Satın alınan yerden gerekli bilgiler alınmalı. Emin olunmayan ürünler, asla kullanılmamalı.” diyor.
Alışverişte nelere dikkat edilmeli?
Ambalajın üzerindeki ‘içindekiler’ listesi dikkatli okunmalı.
Ambalajsız olarak satılan yemek ve tatlı çeşitlerinin içinde ne olduğu özellikle de hayvansal bir gıda veya katkı maddesi, alkol içerip içermediği sorgulanmalı.
‘Domuz yağı ve domuzdan elde edilen hiçbir katkı maddesi yoktur’ ifadesi etikette yer alabilir. Ancak kesimi İslamî usule göre yapılmamış hayvanlardan elde edilen katkı maddesinin olup olmadığı da öğrenilmeli.
Özellikle şu ürünler satın alınırken içerdiği katkı maddeleri sebebiyle dikkatli olunmalı: Et ve et ürünleri, peynir, cips, kek ve pasta, margarin, yoğurt, kızartma, hazır çorba, krem şanti, sos, çikolata, şekerleme, dondurma.
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) Genel Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer, “Bugüne dek 210 firmaya, ihracata dayalı helal ürün sertifikası verdik. Bu sayı her geçen gün artıyor. Böylece, dünyada 2 milyon dolarlık gıda pazarına ağırlığımızı koymaya başladık” dedi.
Güney Marmara Kalkınma Ajansı(GMKA) ile Bandırma Ticaret Odası’nın ortaklaşa “İhracatta Helal Gıda Sertifikasyon Toplantısı” düzenlendi.
Büyüközer, Bandırma Ticaret Odası Konferans Salonu’ndaki toplantıda yaptığı konuşmada, dünyada 2 milyar Müslüman’ın yaşadığını belirtti. Tüm Müslümanların ‘helal gıda’ sertifikalı ürünlere büyük önem verdiğini belirten Büyüközer, “GİMDES olarak bugüne dek 210 firmaya, ihracata dayalı helal ürün sertifikası verdik. Bu sayı her geçen gün artıyor. Böylece, dünyada 2 milyon dolarlık gıda pazarına ağırlığımızı koymaya başladık” diye konuştu.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu ise helal gıda sertifikalı ürünlere tüm İslam ülkelerinin büyük önem verdiğine dikkati çekti.
GİMDES’in verdiği sertifikaların, 40 ülke tarafından tanındığını belirten Çıkrıkçıoğlu, “Türkiye’nin 500 milyar dolar ihracat hedefine, helal ürün markası da önemli katkı sağlayacak. TSE de sertifika veriyor ama bu sertifikalar çoğu ülke tarafından kabul edilmiyor. Dilerim TSE’nin sertifikalarının da kabul görmesi için yetkililerce çalışmalar başlatılır” diye konuştu.
Kaynak: AA
Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme, Sertifikalama ve Araştırma Derneği (GİMDES) Başkanı Hüseyin Kani Büyüközer, dünyada 2 trilyon dolarlık bir helâl gıda pazarının bulunduğu belirterek, “2 milyar müslümanın bu pazar içindeki payı maalesef yüzde 14. Dünyadaki 57 İslam ülkesinin hiçbirinin mevzuatında helâl haram ile alakalı bir düzenleme yok. Örneğin bir vejeteryan, uçağa bindiğinde özel menü getiriliyor ancak müslümanın böyle bir hakkı yok.” dedi.
BALIKESİR (CİHAN)- Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme, Sertifikalama ve Araştırma Derneği (GİMDES) Başkanı Hüseyin Kani Büyüközer, dünyada 2 trilyon dolarlık bir helâl gıda pazarının bulunduğu belirterek, “2 milyar müslümanın bu pazar içindeki payı maalesef yüzde 14. Dünyadaki 57 İslam ülkesinin hiçbirinin mevzuatında helâl haram ile alakalı bir düzenleme yok. Örneğin bir vejeteryan, uçağa bindiğinde özel menü getiriliyor ancak müslümanın böyle bir hakkı yok.” dedi.
Güney Marmara Kalkınma Ajans (GMKA) tarafından düzenlenen “İhracat için Helâl Sertifikalama Sempozyumu”, Bandırma Ticaret Odası toplantı salonunda yapıldı. Sempozyuma konuşmacı olarak Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme, Sertifikalama ve Araştırma Derneği (GİMDES) Başkanı Hüseyin Kani Büyüközer, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu, YÖRSAN Genel Müdür Yardımcısı Ayhan Ödekbaş, Hamidiye Suları A.Ş. Kalite Sistemleri Sorumlusu Kader Bektaş ve Er Piliç Genel Müdür Yardımcısı Süleyman Öztürk katıldı.
GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, bölgenin ihracat potansiyelinin gerçekleşenin çok üzerinde olduğuna inandıklarını ve rakamları yukarıya çekmek istediklerini söyledi. Sempozyumun moderatörlüğünü ve açılışını yapan GİMDES Başkanı Büyüközer ise konuşmasına, “Geçmişten gelen bakir, görmezden gelinmiş ve hattâ garip kalan bir konuyu gündeme taşıdıkları için Güney Marmara Kalkınma Ajansı’na teşekkür ediyorum.” sözleriyle başladı. Helâl sertifikalamanın iki ayağı olduğunu ifade eden Büyüközer, “Birincisi, bu konuda hassasiyetleri ve inançları olan insanları ilgilendiren bir konu. Dolayısıyla inanç sahiplerine uygun ürünleri kapsayan bir konu. İkincisi ise dünya ekonomisi içinde bunun ticari boyutuyla ilgili kısmı. Dolayısıyla bu iki konunun da sağlıklı bir şekilde çalışır hale getirilmesi gerekiyor.” dedi.
Bir müslümanın doğumundan ölümüne kadar hayatının her safhasında helâl yaşam sistemi içerisinde yaşamak zorunda olduğuna dikkat çeken Büyüközer, “Eğer bunu yapamıyorsa kusurlu bir mümin olarak hayatını devam ettiriyor demektir. İnanç sahiplerinin bu hakkını, onların inançlarına uygun standartlarda vermek üreticilerin görevidir. Firmalar, ürünlerini bu insanlara satacaksa inançlarına en uygun şartlardaki ürünü üretmek zorundadır. Dünyadaki ürünler ne yazık ki bu şartları haiz değil. Son 100 yıllık geçmişe baktığımız zaman satılan mallar, bizim inaçlarımıza göre gelişmemiş. Sadece kendi inançları ve menfaatlerine uygun bir sistemi dünyaya ihraç ediyorlar. Museviler, uzun yıllardır ‘koşer’ adıyla bir sistem kurmuşlar. Bütün dünyada bu sistemi uyguluyorlar. Kültürel bir inanç olarak bütün dünyada vejeteryanlar var. Önemli bir kitleye sahipler. Örneğin bir vejeteryan uçağa bindiğinde, ‘Ben vejeteryanım.’ dediğinde ona özel menü getiriliyor. Maalesef bir müslümanın böyle bir hakkı yok.” dedi.
’57 İSLAM ÜLKESİNDE YASAL DÜZENLEME YOK’
Müslümanların dünyada büyük bir kitleye sahip olduğu halde global sistemin içinde inancına uygun sistemi tam rayına oturtamadığının altını çizen Hüseyin Kani Büyüközer, “Dünyada 2 milyar müslüman var. Bu kitle şu anda kendi ülkesinin uçağında dahi bu hakkını gerçekleştirme imkanı bulamamış ancak bugün dünyada bu gariplik yavaş yavaş aksiyona dönüşmüş durumda. 2 trilyon dolarlık bir helâl gıda pazarı var dünyada. Bunun içinde kozmetik, sağlık, finans gibi sektörler bulunuyor. Bu pazarın maalesef yüzde 14′ü müslümanlar tarafından gerçekleştiriliyor. Bunun sebebi, büyük oranda bilgisizlik ve bilinçsizliktir. Hem üretici hem de tüketici tarafında büyük sıkıntılar var. Dünyadaki 57 İslam ülkesinin hiçbirinin mevzuatında helâl haram ile alakalı bir yasal düzenleme yok. Böyle bir sistem içerisinde müslamanlar, bu haklarını toparlamaya çalışıyorlar ancak son dönemde parlayan bir yıldız durumunda. Bütün dünya bu konuda önemli çalışmalar yapıyor. Bize Avrupa’dan önemli talepler geliyor. Avrupa’da yaşayan müslümanlar için 70 milyar dolarlık bir potansiyel var.” diye konuştu.
‘ÜÇ YILDA 210 FİRMA SERTİFİKA ALDI’
Özellikle Avrupa ülkeleri ve ABD’de birçok firmanın helâl sertfikası almak için uğraştığını anlatan GİMDES Başkanı, piyasada sertifikalama kurumu anarşisi yaşandığını vurguladı. Bu konuda ciddi olarak çalışan kurumların yanında köşebaşı, gecekondu tarzında kurumlar da bulunduğundan şikayet etti. GİMDES olarak sertifika vermeye üç sene önce başladıklarını hatırlatan GİMDES Başkanı Hüseyin Kani Büyüközer, şöyle devam etti: “Dünyada Malezya ve Endonezya bu işe öncülük ediyor. Bu ülkelerle uzun süren görüşmelerin ardından bir akreditasyon kurumu oluşturduk. Başlandıkça ciddi sıkıntılar çektik. Bizim verdiğimiz helâl gıda belgesiyle 2011 yılının hesaplarına göre 2 milyar dolarlık helâl gıda ihracatı gerçekleştirildi. Üç senede toplam 210 firmaya sertifika verdik. Eskiden ayda üç beş firmaya sertifika veriyorduk, şimdi ayda 30 firma müracaat ediyor. Demek ki farkındalık oluşmuş artık. Genetiği değiştirilmiş ürünlere kesinlikle sertifika vermiyoruz. Tartışmaya dahi almıyoruz bu konuyu. Biz keferat kurumu olarak çalışıyoruz, yani firmalara bir nevi kefillik yapıyoruz. İnsanlar bize güvenerek tüketiyor. Allah’a ve insanlara karşı ciddi bir sorumluluğumuz var.”
TİM Başkan Vekili Çıkrıkçıoğlu da bu işin her zaman yanında olduklarını söyledi. Türkiye ihracatının taşıyıcı sektörlerinden birisi olan gıda sektörünün bugün 14,5 milyar dolar ihracatı olduğunu belirten Çıkrıkçıoğlu, “Günümüzde müslümanlar, helâl ürün talep ediyor. Özellikle müslüman ülkelerde yaşayan insanlar, helâl ürün almaya ve kullanmaya başladı. Bizim ülkemizde konu başka yerlere çekiliyor. Müslüman ülkeler başta olmak üzere müslüman nüfusun yoğun olduğu Avrupa ülkelerinde de helâl ürüne rağbet artmaktadır. Bu konu, Türkiye’nin geleceğidir.” dedi.
Sempozyumda Er Piliç, Hamidiye Kaynak Suları ve YÖRSAN’dan yetkililer, helâl sertifikası ile ilgili deneyimlerini ve firmalarının bu sertifikayı alma süreçlerini aktardı. CİHAN
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, helal gıda denetimlerinin artırılacağını söyledi.
Türk Standartları Enstitüsü (TSE) 51. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan Bakan Ergün, Türkiye’nin bütün kurumlarıyla kalkındığını ve geliştiğini hatırlattık, Türkiye’nin, dünyadaki gelişme ve değişmeleri yalnızca takip eden bir ülke değil, bu gelişim ve değişimi yönlendirmesi gereken bir ülke konumunda olduğunu ifade etti. Bakan Ergün, bu kapsamda kaliteli üretimin gerçekleşmesinde rol oynayan bir ülke olmak için TSE’nin önemine vurgu yaptı.
DENETİMLER ARTIRILDI
Gelişmiş ülkelerin ve uluslararası standart kuruluşlarının bugün dünya ekonomisine yön verdiğini hatırlatan Ergün, “Dünya ticaretinin şeffaf ve adil olmasına ihtiyaç var. Bizim olmadığımız yerlerde herkes kendi istediği gibi at koşturur. Bu konuda büyük bir savaş yaşanırken biz buna seyirci kalamayız.” diye konuştu. Sertifika başvurusunda bulunan üreticiye seslenen Ergün, alınan sertifikaların bir mecburiyet olarak değil, yatırım aracı olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi. Yapılan ara denetimlerin 2012 yılında yüzde 60 oranında artırıldığı bilgisini veren Ergün, belgeyi almanın tek başına yeterli olmadığını ve bir güven unsuru olarak denetim mekanizmalarının sürekli işleyeceğini belirtti.
TSE YURT DIŞINDA 22 OFİS DAHA AÇACAK
TSE’nin yurt dışında 10 ofis açtığını ve önümüzdeki aylarda 22 ofis daha açılacağını söyleyen Bakan Ergün, bu ofislerle ihracata engel olabilecek sertifika problemlerini engellemeyi ve ticareti hızlandırmayı hedeflendiği ifade etti. Ergün, özellikle otomotiv sektörünün yararlanabileceği test laboratuvarlarının yanı sıra yurt içinde birçok noktada yeni ölçüm merkezleri kurulacağını, bu sayede test işlemlerinde Avrupa ülkelerine olan bağımlılığın biteceğini kaydetti.
Dünya helal gıda pazarında son yıllarda görülen hareketliliğe işaret eden Nihat Ergün, ülkemizde bir kültür olarak görülen helal gıda tüketiminde ülke standartlarının oluştuğunu belirtti. TSE’nin Türkiye’de helal denetimine ve sertifikalandırma işlemlerine başladığını hatırlatan Ergün, bir yıl süreyle verilen sertifikayı alanların yılda en az iki kez habersiz denetimden geçirildiğini ve bu denetimlerin artırılacağını bildirdi. Bu sebeple tüketicinin TSE damgalı ürünleri rahatlıkla tüketebileceğini söyleyen Ergün, helal gıda sektörünün dünya pazarındaki büyüklüğüne vurgu yaptı.
Perakende zinciri Adese, sadece Türkiye’de değil, dünyadaki tüm Müslümanların, ‘güvenilirlik’ arayışında olduğunu dikkate alarak, bu arayışın belirli bir standarda göre yapılması bakımından ‘helal gıda’ sertifikasına büyük önem veriyor.
Sertifikanın yaygınlığı ve öneminin tüketiciye bağlı olduğuna işaret eden şirketin Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Cüce, “Bilinçli tüketicilerin sertifikaya sahip ürünlere öncelik vereceğini ve böylece helal gıdanın daha da önem kazanacağını düşünüyoruz. Yediği etin, tükettiği ürünün nasıl yapıldığını sorgulamak, bu konuda hassasiyeti olanların en büyük hakkıdır. Türkiye’nin dokuz şehrindeki 149 mağazası bulunan bir perakende markası olarak, tüketicilerin Helal Gıda Sertifikası konusundaki gelişmelerini yakından takip ediyor ve bu ürünleri müşterilerimize sunuyoruz.” diyor. Şirket, gıda sertifikasının ülke ihracatına da oldukça olumlu getirileri olacağı görüşünde. Tedarikçi firmaların sertifikayı almak için gerekli ölçütleri yerine getirip getirmediğini takip eden kurumun TSE olduğuna işaret eden Mustafa Cüce, “Bunun dışında Adese, gıda mühendislerinin rutin gıda kontrollerini yapmakta ve müşterilerine sağlık, hijyen ve tazelik açısından ‘güvenilir’ ürünler sunmaya devam etmektedir.” bilgisini veriyor.
Selva Genel Müdürü Mehmet Karakuş, Gıda ve İhtiyaç Malzemeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) tarafından verilen Helal Gıda Sertifikası’yla kalite ve güveni tescillediklerini belirtiyor. Karakuş, “Selva olarak bugüne kadar sunduğumuz kalite ve güveni İslamî usullere uygun çalışma hassasiyetimizi en üst düzeyde tutarak gerçekleştirdik. Bu sertifika ile öncelikle bunu tescil ettirdik. Ayrıca ihracat faaliyetlerinde elimizi güçlendiren bir belgeye kavuştuk. Bu belgenin zorunlu olmasını isteyen ülkelere karşı samimiyetimizi bir kat daha artırarak ilişkilerimizi sürekli kılacağız.” değerlendirmesini yapıyor. Ortadoğu ve Orta Asya bölgesi olmak üzere tüm dünya Müslümanları ve dinî hassasiyeti olan tüketiciler için de tercih edilen markalardan biri olmayı hedeflediklerini aktaran Karakuş, “Özellikle Endonezya, Malezya ve Singapur gibi ülkelere yaptığımız satışın yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz.” bilgisini veriyor.
Kaynak : zaman.com.tr
Abalıoğlu Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Ender Abalıoğlu, aldıkları sertifika ile tüketici güveni sağlamayı, ihracatta rekabet gücünü artırmayı ve kaliteli üretimi sürdürmeyi amaçladıklarını ifade ediyor.
Helal gıdanın, İslami kurallara uygun olarak üretilen gıdalar olduğuna işaret eden Abalıoğlu, helal gıda belgesinin de, İslami kurallara uygun olarak hazırlanan ürünlere verilen sertifika olduğunu kaydediyor. Bu belgeyi almalarında üç önemli etken bulunduğunu vurgulayan Abalıoğlu, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu belge ile tüketiciler, aldıkları pilicin güvenli olduğundan emin olup güvenle tüketebiliyor. Sertifika ile Ortadoğu ülkelerindeki ihracat kanalımızda rekabet gücümüz artıyor. Ayrıca bu ülkelerde ürünlerimizin tanınması ve tanıtılması kolaylaşıyor. Bu belge sayesinde ayrıca üretilen piliçlerimiz bağımsız sertifikasyon deneticileri tarafından günbegün izleniyor, gıda güvenliği ve hijyen kurallarının uygunluğu takip ediliyor. Bu şekilde kalitemizi ön plana çıkarma imkânı da buluyoruz.” Şirket, en kısa sürede fabrika içerisine yerleştirdiği kamera sistemiyle de kalite ve hijyenik şartlardaki üretimini tüm Türkiye’ye izletme imkânı sunacak.
Lezita, helal gıda sertifikalama sürecine, kesim hattındaki otomatik kesim bıçağını işletme dışına çıkararak başlamış. Daha sonra kesimi yapan imam hatip lisesi mezunu kişilere eğitim verilerek tek tek elle kesim yapılmaya başlanmış. Her kasap, konunun uzmanları ve fıkıh hocaları tarafından üç günlük helal kesim eğitimine alınarak sertifikalandırılmış. Bu uygulamayla birlikte kesim hattındaki personel sayısı artmış. Personel sayısıyla birlikte işgücü maliyeti de artarken, çalışanların rahat kesim yapabilmesi için kesim hattının uzatılması ve kesimi uzaktan izleyebilmek için kamera sistemi kurulması da maliyetleri artıran diğer etmenler.
Ender Abalıoğlu, eğitimler sonrası personelin farkındalığının arttığını ve üretim hattında gıda güvenliğiyle ilgili önemli olan kontrollere ek olarak, helal gıda üretimi konusunda önemli olan kritik noktaların kontrollerinin de eklendiğini kaydediyor. Çalışanlara, helal gıda üretimi konularında sertifika almadan önce sertifikayı veren GİMDES tarafından eğitim verilirken, şirket de konuyla ilgili her yeni personele bilinçlendirme eğitimleri veriyor. Çalışanlar için her yıl, düzenli olarak bu eğitimler tekrarlanıyor. Eğitimler, kısmen şirket içi eğitim şeklinde yapıldığı gibi, sertifikalama firmasına da eğitim talepleri iletiliyor ve birlikte eğitim düzenleniyor.
Lezita’nın piliç eti üretiminde ‘helal kritik noktaları’ bulunuyor. Piliçlerin yemlenmesinden kesime kadar olan tüm aşamalar kontrol altında tutuluyor. Helal gıda üretimini şüpheye düşürmemek için tüm kontroller saat başı gerçekleştiriliyor. Şirket, bu kontroller için veteriner hekim ve gıda mühendislerini yetkilendirildi. Lezita’nın kullandığı yemler de yine Abalıoğlu’na ait fabrikada üretildiği için bu konudaki denetimlerde bir sıkıntı yaşanmıyor. Sertifikayı veren GİMDES de rutin denetimlerinin dışında yılda iki defa ve habersiz olarak tesislere denetime geliyor. Bunun dışında kuruluşun kesim hattını internet üzerinden sürekli takip edebilmesi için hattın görülebileceği bir kamera sistemi mevcut. Şirketin ilettiği bir şifre aracılığıyla nereden olursa olsun üretim hattı her an kontrol edilebiliyor.
Türkiye’de GİMDES’in faaliyete başlamasıyla sertifika için başvuran ilk şirketlerden ‘Bereket Döner’, tedarikçileri de helal sertifika sahibi yaptı.
Bereket Döner Mağaza Müdürü Veteriner Hekim Osman İnce, helal üretim yapabilmek için öncelikle helalliği belgelenmiş hammaddeye sahip olunması gerektiğine işaret ediyor. Hammaddenin işlendiği her aşamanın, ürüne katılan her malzemenin de bu şartları taşıyor olması gerekiyor. İnce’ye göre, günümüzde bitkisel kökenli olsa bile her ürünün helalliğinin sorgulanması şart. Çünkü ürünün işlenmesi esnasında kullanılan madde ve yöntemler ürünü helal gıda kriterlerine sahip olmaktan çıkarabiliyor. ‘Helal gıda’ zincirinin sağlanması ve korunması için her zaman eğitimli ve donanımlı personelle çalışmak gerekiyor. Osman İnce, Bereket Döner’in de personeli sürekli bu konuda eğiterek toplumsal bilincin artırılmasına katkı sağlamaya çalıştıklarını kaydediyor.
Osman İnce, geçen birkaç on yılda sağlıklı gıdayı öğrenip sorgulamaya çalışırken, şimdilerde insanların karşısına sıkça çıkmaya başlayan ‘helal gıda’ ile zihinlerde ilk başlarda bir karmaşa oluştuğunu vurguluyor: “Biz gıdanın helalliğini sorgularken sağlıklı, hijyenik cevaplarını aldık. Sağlığa zararlı ve hijyenik olmayan bir ürün zaten helal olamaz, ancak sağlıklı ve hijyenik olması ürünün helal olması için tek başına yeterli de olamaz. Yani aslında ‘helal gıda’ gıdada aradığımız tüm kriterleri bünyesinde barındırmaktadır. Bu bilinci yaygınlaştırmak ‘helal gıda’nın erişilebilirliğini artıracak yegane unsurdur. Tüketiciler bu konu hakkında bilinçlendikçe sorgular ve talep eder pozisyona gelecekler, hiç şüphesiz arz da buna göre şekillenecektir.” Bilim ve teknolojinin gelişmesiyle bilgiye ulaşmanın, paylaşmanın çok kolay hale geldiğine işaret eden Osman İnce, Bereket’in de ürünlerinin üzerinde müşterileri bilgilendirmek ve bilinçlendirmek amacıyla helal logosunu kullandığını belirtiyor. İnce, bu şekilde tüketicilerin ‘helal gıda’ ile diğerlerini ayırt edebildikleri gibi helal gıda sertifikası veren kuruluşların internet sitelerinden de güncel helal sertifikalı firma listelerine ulaşabileceğini kaydediyor. İnce, “Unutmayınız ki helal sertifikası almış olan bir firma tek bir şartı dahi yerine getirmiyor ise helal sertifikası iptal edilmektedir. ISO, HACCP denetimlerinde uygunsuzluğa göre düzenleyici, önleyici faaliyet yapılırken, helal gıda denetimlerinde en küçük uygunsuzlukta dahi sertifika iptal edilmektedir.” değerlendirmesini yapıyor.
KONYA ŞUBESİ
Nakipoğlu Mah.
Köprübaşı Cad.
Fenni Fırın Kavşağı
No:12/L
Karatay- KONYA